Ama biz çiçek değiliz: Kadın yönetmenlerin kamerasından kadınlar

Yorum bırakın

 

Caner Fidaner

A. Feminist sinema için önem taşıyan iki kavram:
BİR: ERKEK BAKIŞI (= Male gaze)
“Erkek bakışı” 1975’te sinema eleştirmeni Laura Mulvey tarafından “kavramsal olarak ‘kadın bakışı’nın tam tersi” diye ifade edilmiş. Bu söz, edebiyatta ve görsel sanatlarda heteroseksüel erkeklerin kadınlara ve dünyaya maskülen bakış şeklini anlatır ve erkek okuyucu ya da izleyicinin estetik zevkine yönelik olarak, kadınların cinsel nesneler olarak betimlenmesi anlamına gelir.
Üç psikolojik kategori ile ilişkilidir: (a) Röntgencilik (voyörizm), (b) Gözetlemecilik (skopofili), (c) Narsisizm.
“Erkek bakışı”, üç ayak üzerine oturur: (a) Yönetmenin bakışı, (b) Erkek kahramanların bakışı, (c) izleyicinin bakışı. Bunlardan biri olmazsa denge bozulur.
İKİ: BECHDEL TESTİ
“Bechdel Testi” (diğer adıyla Bechdel – Wallace Testi) bir filmin “erkek bakışı”ndan kurtulmuş olup olmadığını anlamak için uygulanır. Bu test, ilk kez çizgi roman sanatçısı olan Alison Bechdel tarafından 1985’te “The Rule” adlı çizgi öyküde anlatılmıştır.
Bir filmin bu testten başarılı olarak geçebilmesi için şu üç koşulu karşılaması gerekir.
1) Filmde isimleri de olan en az iki kadın kahraman bulunmalı,
2) Bu kadınlar kendi aralarında konuşmalı,
3) Kadınların konuşmalarında erkeklerden başka konular olmalı.

B. Seçtiğim filmler (yılı, yönetmeni, ülkesi):
01- Mutluluk / Le Bonheur (1965): Agnès Varda (Fransa)
02- Küçük Papatyalar / Sedmikrásky / Daisies (1966): Vera Chytilová (Çekoslovakya)
03- Jeanne Dielman, 23 Quai du Commerce, 1080 Bruxelles (1975): Chantal Akerman (Belçika)
04- Kadın Olduğum Gün / Roozi ke zan shodam / The Day I Became a Woman (2000): Marzieh Makhmalbaf (İran)
05- Balina Sürücüsü / Whale Rider (2003): Niki Caro (Yeni Zelanda)
06- Kelimelerin Gizli Dünyası / Secret Life of Words (2005): Isabel Coixet (Katalonya / İspanya):
07- Karamel / Sukkar Banat (2007): Nadine Labaki (Lübnan)
08- Sadece Aşk / Den skaldede frisør / Love Is All You Need (2012): Susanne Bier (Danimarka)
09- Katwe Kraliçesi / Queen of Katwe (2016): Mira Nair (Hindistan)
10- Katil Marlina / Marlina si Pembunuh dalam Empat Babak / Marlina the Murderer in Four Acts (2017): Mouly Surya (Endonezya)
11- İz / Pokot / Spoor (2017)): Agnieszka Holland, Kasia Adamik (Polonya)
12- Parti / The Party (2017): Sally Potter (Büyük Britanya)
13- İz Bırakma / Leave No Trace (2018): Debra Granik (ABD)
14- Orkestra Şefi / De Dirigent / The Conductor (2018): Maria Peters (Hollanda)
BONUS – En eski “feminist” film:
15- Formalı Kızlar / Mädchen in Uniform / Girls in Uniform (1931) Leontine Sagan (Avusturya)

Meraklısına not: İlk kez DEÜDER’in (Dokuz Eylül Üniversitesi Mezunlar Derneği), 16 Nisan 2019 günkü toplantısında sunulmuştur. 

Reklamlar

Onlar ölmeden soralım lütfen: Peki, şimdi nereye?

2 Yorum

Peki Şimdi Nereye?

(Et maintenant on va où?)

Nadine Labaki, 2011

peki-simdi-nereye-2Caner Fidaner

Adı soru cümlesi olan bir filme, bol sorulu bir yazı iyi gitmez mi sizce? Bence gider. O zaman şöyle başlayalım: İyi bir hikâye neyi anlatır? Biricik olanı. Yalnızca belli bir zamanda, orada değil burada neler olduğunu izletir bize. Ama iyi bir hikâye aynı zamanda evrensel olanı da aktarır okuyana, dinleyene, izleyene. “Okyanusun bir damlasının içinde bütün okyanus vardır” derler; iyi bir hikâyenin içinde de dün anlatılmış, bugün anlatılmakta olan ve gelecekte anlatılacak bütün hikâyeler saklanmıştır. Daha fazla