“Mutlu Son” üzerine Haneke ile söyleşi: DUYGUSAL KÖRLEŞME

2 Yorum

haneke

Çeviren: Bihterin Okan

Kaynak: die Zeit, 28.09.2017

Beş yıl sonra yeni bir filme imza atan Michael Haneke ile “yeni aşırı sağ“, mutluluk, aşk ve son filmi bir kara mizah türü olan Happy End (Mutlu Son) üzerine yapılan bir söyleşi. Söyleşiyi die Zeit gazetesi adına Katya Nicodemus yaptı.

Daha fazla

Reklamlar

Bana mazohizmini göster, sana içimdeki sadisti göstereyim

Yorum bırakın

LaPianiste

Piyano Öğretmeni (La Pianist – The Piano Teacher, 2001)

Yön: Michael Haneke 

Oyn.: Isabelle Huppert, Annie Girardot, Benoît Magimel

.

Özlem Önen

2004 yılında Nobel edebiyat ödülü almış olan Elfriede Jelinek‘in Die Klavierspielerin isimli romanından uyarlaması yapılan ve başrollerini Isabelle Huppert ile Benoît Magimel‘in paylaştığı La Pianist”, 2001 yılında Cannes film festivalinde en iyi kadın ve en iyi erkek oyuncu ödülleri, 2001 En İyi Kadın Oyuncu Dalında Avrupa Film Ödülü, 2002 San Francisco Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, 2002 César En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü ve 2002 En İyi Yabancı Film Dalında Alman Film Ödülü kazanarak önemli bir yere sahip olmuş durumda, filmin hem senaryo uyarlamasını yapan hem de yöneten Haneke’ nin eserleri arasında. Daha fazla

“Aşk” mı, ölüm mü?

2 Yorum

 Aşk (Amour),

Michael Haneke, 2012

Caner Fidaner

Haneke ve Altın Palmiye 2012

Haneke ve Altın Palmiye 2012

Acaba aşkın aynı zamanda böyle bir şey de olabileceğini bu filmi görmeden düşünmüş olan kaç kişi vardır? Michael Haneke, 2012 yapımı Aşk (Amour) adlı filminde yine Hanekeliğini yapıyor ve seyirciyi oturduğu koltuğa çivileyip kafasına bir sürü soru işareti gönderiyor. Gerek Piyano Öğretmeni‘ni (La Pianiste, 2001), gerek Saklı‘yı (Caché, 2005), gerekse Beyaz Kurdele‘yi (Das weiße Band – Eine deutsche Kindergeschichte, 2009) izlerken kendi kendime “Bu yönetmenin içinde bir psikopat var, ama neyse ki evcilleştirilmiş durumda ve adam öldürmek yerine çok güzel filmler çekerek varlığını sürdürüyor” diye düşünmüştüm. Aşk’ı izledikten sonra bu düşüncem pekişti. Ama artık bu söze şunu da ekliyorum: “Neden bu filmlere hayranlık duyuyorum? Benim de içimde bir psikopat var ki, Haneke’nin çektiği filmler bana (da) hitap ediyor. İçimdeki psikopatı ortadan kaldırmaya çalışmak ya da yok saymak yerine ben de onu evcilleştirmeliyim.” Daha fazla