“Yarın ne kadar sürer?” “Hem sonsuzluk, hem de bir gün kadar”

4 Yorum

Sonsuzluk ve Bir Gün (Mia aioniotita kai mia mera =

Μια αιωνιότητα και μια μέρα, Theo Angelopoulos, 1998)

*** Dikkat: Aşağıdaki yazıda filmi seyretmemişler için keyif kaçırıcı (= “spoiler”) olabilecek bölümler var. ***

Bakmayı bilenler, okyanustan alınmış bir su damlasının içinde okyanusun tümünü görür. Öyle filmler vardır ki, onlarca yıl sürmüş bir hayatı iki saatlik bir sürede anlatır. İşte Sonsuzluk ve Bir Gün böyle bir film. Angelopoulos’un bazı filmlerinde kimi seyirciye sıkıcı gelecek uzun ve durgun sahneler bulunur, ancak yönetmene altın palmiye kazandırmış Sonsuzluk ve Bir Gün‘de sahnelerin uzunluğu değil, yoğunluğu dikkat çekiyor. Filmde ayrıntılar öyle çok ki, her seyredişte yeni bağlantılar görmek, yönetmenin ne dediği hakkında yeni yorumlar yapmak mümkün. Daha fazla

Reklamlar

MARSLI BET İÇİN SİNEMA NOTLARI-2 Sinema filmi, yapanın düşü, izleyenin gerçeğidir

Yorum bırakın

Marslı arkadaşım Bet birinci yazı için teşekkür etti, ama bir yandan da “Anası babası tamam da, önce bütün o filmlerin varlık nedenini bir anlatsaydın” diye sitem etti. Gerçekten de, altı üstü uydurulmuş hikayeleri hareketli resimlerle göstermekten ibaret bir insan faaliyeti nasıl oluyor da bu kadar yaygınlaşabiliyor? Muhtemelen aşağıdaki notlar da bu soruyu hakkıyla yanıtlamaya yetmeyecek, siz de bu konudaki görüşlerinizi paylaşırsanız eminim Bet müteşekkir olacaktır.

Ricciotto Canudo: Sinemaya "yedinci sanat" diyen oydu (1912)

Her gün milyonlarca kişi neden film seyretmeye zaman ayırıyor? Eğer siz de benim gibi kendisinin ve yaptığı işlerin önemli sayılmasından hoşlanan biriyseniz, “Çünkü, sinema bir sanattır” cevabı hoşunuza gidecektir. Öyle ya, sanat insanoğlunun önemli faaliyetlerinden biri, siz de bir film seyrediyorsunuz, böylece sanatsal bir faaliyette bulunmuş oluyorsunuz. Çekici bir düşünce. Ama bu açıklama, neden sinema filmlerinin öteki sanat ürünlerinden çok daha fazla rağbet gördüğü sorusuna cevap vermiyor.

Hegel estetik derslerinde beş sanat sayarmış: mimari, heykeltraşlık, müzik, resim, şiir. Sonra Ricciotto Canudo adlı bir İtalyan yazar, 1912’de yazdığı bir makalede dansı altıncı sanat olarak eklemiş, sinemayı da önceki sanatların bir sentezi olarak ve “yedinci sanat” adıyla tanımlamış. Daha fazla