Tek fotoğraftan bir kısa film: Selam sana Godard!

Yorum bırakın

Godard’ın çektiği filmlere bakıldığında yalnızca meslek hayatının başındaki ürünlerde değil, sonraki filmlerinde de insan ilişkilerini hep bir varlık – yokluk zeminine oturttuğu, yani ölüm – yaşam ikileminden hiç vazgeçmediği görülecektir. Godard’ın son yıllarda çektiği belgesellerde ise bu ölüm teması şekil değiştirecektir. Daha fazla

Reklamlar

Godard: Serseri mi, Aşık mı?

Yorum bırakın

À Bout de Souffle

(“Serseri Aşıklar”),

90 dakika, 1960

Godard‘ın ilk konulu uzun filmi olan À bout de soufflé” (anlamı: “nefessiz kalma”) 1960 tarihini taşıyor. Jean Seberg ile Jean Paul Belmondo‘nun başrollerini paylaştığı bu film, sonraki Godard filmlerinden hiçbirinin erişemeyeceği bir “gişe başarısı” elde etti. Godard’ın çok bilet satmayı bir başarı olarak kabul etmeyeceğini düşündüğüm için “gişe başarısı” sözünü tırnak içinde yazdım. Daha fazla

Godard’ın ilk filmleri: Beş kısa film

Yorum bırakın

Cahiers du Cinéma, No: 9, Şubat 1952

1930 doğumlu Jean-Luc Godard, İsviçre’nin Fransızca konuşulan bölgesinde yaşayan bir aileden geliyor. Hayatının önemli bir bölümünü Fransa ile İsviçre arasında geçirmiş.

Godard sinemacılığa ellili yıllarda kuramsal yazılar yazarak başlamış. O dönem katkıda bulunduğu en önemli yayın, dünyanın muhtemelen en uzun süreli ve en etkili sinema dergisi olan Cahiers du Cinéma, yani “Sinema Defterleri”. Godard’ın o yıllardaki yakın arkadaşları arasında Éric Rohmer ve François Truffaut da var. Bu üçlü sonraki yıllarda önemli filmler yapacak, bu filmler yalnızca Fransız sinemasının değil, dünya sinemasının da en dikkate değer akımlarından biri olan Yeni Dalga (“Nouvelle Vague”) içinde ciddi bir yer tutacaktır. Daha fazla