Accattone (Dilenci), 1961

Yön: Pier Paolo Pasolini

01

Hüseyin Özgür

Sinema tarihine büyük yapıtlar veren ünlü yönetmenlerin filmografisine baktığımızda ilk filmlerinde sanatlarındaki dehalarının izlerini bulsak da, asıl önemli filmleri daha sonra çektiklerini görürüz. Bu çok olağan karşılanabilir. Ustalık da bir sürecin üst aşamasıdır şüphesiz. Ancak sözkonusu olan Pasolini ise, yaşamının her yönündeki aykırılık gibi, daha ilk filminde bu genel kuralı alt üst etmesi ve muhteşem bir başlangıç ile sinemaya “Merhaba” demesi hiç de şaşırtıcı değil…

BİR BAŞKA ROMA

Accattone‘de Pasolini bizi dünya güzeli Roma’ya götürüyor… Ama öyle sandığınız gibi değil. Pasolini bizi Roma’ya götürüyor ama ne Trevi Çeşmesi’nde sabaha karşı Marcello ile Anita’nın ateşli öpüşmelerini ne de Gregory ile tüm gün Roma sokaklarını arşınlayan Audrey’in yorgunluktan bitap düşerek ayakkabısından çıkardığı zarif ayaklarını görebiliyorsunuz… Bunların yerine Pasolini İkinci Dünya Savaşından sonra Roma’nın yıkılmış ve çökmüş gerçek yüzünü, fahişeleri, onları pazarlayan muhabbet tellallarını, hırsızları ve onların zavallılığını en yalın biçimde gözler önüne seriyor.

02Filmin ekseninde Vittorio Cataldi (Franco Citti) var… Anti kahramanımızın bu gerçek adı. Ama herkes ona “Accattone” diyor ve o da böyle denmesini yeğliyor. “Accattone” sözcüğünün İtalyanca anlamı “Dilenci”. Ancak Vittorio dilencilik yapmıyor. Yaşamını muhabbet tellallığı -haydi dosdoğru yazayım, pezevenklik- ile geçiriyor. Tabii Accattone’nin olduğu yerde fahişeler ve fuhuş sektörünün diğer vazgeçilmez unsurları da var.

Accattone’nin Maddelena’sı ve Stella’sının yanısıra, onu dışlamış olsa da eşi ve çocukları da var… Bu dünyada hırsızlar var, acımasızlık var… Ve tabii ki polisler de var… Ama masumiyet ve masumiyetin yok oluşu da var… Filmin konusunu anlatmak için bunların yeterli olduğunu, daha fazlasının izleyecekler açısından ” keyif kaçırıcı” olacağını düşünüyorum.

KİLİSE VE İTALYAN MARKSİSTLERİN HEDEFİNDE ACCATTONE

03Çok ilginçtir ki, Accattone ile ilgilli iki kesimden eleştiri gelmiş: Marksistler ve Kilise…

Marksistler, filmin kapitalist-proleterya çelişkisi ekseninden uzaklaştığı, Pasolini’nin sosyal bir eleştiri yapmadığı yönünde bir eleştiri yapmışlar. Ama buna hiçbir şekilde katılmıyorum. Evet Pasolini üretim ilişkileri içinde proletaryayı ele alarak sosyalizm güzellemesi yapmamış, ama kim söyleyebilir ki, toplumun ahlak değerlerinin yozlaşması, insanların para karşılığı satılması ve hısızlık yapması kapitalist sistemin bir türevi değildir… Pasolini de bunu tüm çıplaklığı ile ortaya koymuş ve kapitalizme bindirmiş.

Diğer yandan filmde hristiyanlığa, daha doğrusu dine esaslı dokundurmalar var. En başta, Accattone’nin pazarladığı ilk kadının adı Maddelena. Sanıyorum ki bu isim Mary Magdalena’yı, yani bizim bildiğimiz adıyla Mecdelli Meryem’i çağrıştırmakta ve böylelikle Meryem’in fahişelikten vaz geçerek İsa’nın yanında yer almasına bir yollama niteliğinde. Ayrıca filmin bir çok sahnesinde “Açları himaye eden bir aziz yok mu? Varsa 200 liret versin” veya “Bu açlığa dayanamıyorum, İsa bile olsa dayanamazdı” gibi sözlerle dine giydirmeler de var.

Ancak öyle gariptir ki bütün bunlar kiliseyi ayağa kaldırdığı gibi, Marksistlere göre olaylara dinsel bir bakış açısı getirdiği yolunda eleştiriler almış. Bunlara katılmak ve Pasolini’nin marksistliğini veya ateistliğini böyle sorgulamak mümkün değil.

PASSION ve BACH

04Filmin senaryosu da Pasolini’ye ait ve O hem senaryoda ve hem de yönetmenlikte mükemmel bir filme imza atmış. Siyah-beyaz filmin görüntüleri ve kamera ustalığı harika. Ama en az bunlar kadar muhteşem olan ise Pasolini’nin film müziği olarak Johan Sebastian Bach’ın Passion yapıtını seçmiş olması. Müzik yalnız sözlerin olmadığı boşluklarda değil, tüm film boyunca hemen her sahnede öyle bir uyum içinde verilmiş ki, sadece bencileyin klasik müzik ve Bach hayranlarını değil tüm izleyiciyi bambaşka duygu alemine götürmekte. Ayrıca dinsel niteliği olan bu müzik ile Pasolini’nin kahramanları “kutsal ve yüce” mertebesine ulaştırdığını düşünenler de var ki, kesinlikle katılırım.

Oyuncuların hiçbiri döneminin ünlü ismi değil. Öyle ki, Accattone’yi oynayan başrol oyuncusu Franco Citti bile amatör bir oyuncu. Öyle olunca da doğallık da çok belirgin ve etkileyici.

05İlginç bir küçük not da ekleyeyim. İtalyan ve Dünya Sinemasının dâhi yönetmenlerinden Bernardo Bertolucci, Accattone’de Pasolini’nin yönetmen yardımcılığını yapmış ve film çekildiğinde henüz 19-20 yaşlarında bir delikanlı imiş… Demek ki sağlam temeller üzerinde yükselen bir bina gibi doğmuş Bertolucci.

Accattone’yi mutlaka izleyin, bir başyapıt sizi bekliyor.

Reklamlar