1-Soderberg-Kafka-1991

Resim.1- Kafka (Soderberg, 1991)

.

Kafka, 1991

Oyn: Jeremy Irons, Theresa Russel

Yön: Steven Soderbergh

.

Steven Soderbergh ünlü bir ABD’li yönetmen. “Seks Yalanları” (“Sex, Lies and Videotapes”, 1989), “Solaris” (2002), “Ocean’s 11” (2001) ve devam filmleri Soderberg’i kitlelerle tanıştırdı. Fakat edebiyata meraklı bir sinemasever olarak ben yönetmenin ikinci uzun filmi Kafka‘yı (1991) bunlardan daha ilginç buldum (Resim.1). Bu film ünlü yazarın hayatı üzerine bir belgesel olmadığı gibi onun yapıtlarından birinin sinemaya uyarlanması da değil. Hatta Kafka’nın yaşadığı çağı titizlikle anlatmayı amaçlayan bir dönem filmi de sayılmaz.

Soderbergh’in Kafka’sı aslında bu saydığım niteliklerin tümünü, hatta daha fazlasını içeriyor. Anlaşılıyor ki yönetmen bu filmde yazar Franz Kafka’nın gerek yaşamından, gerekse yapıtlarından aldığı malzemeleri kullanmış, ama bunları özgün bir hikâyenin içine yerleştirmiş; ayrıca filme çok sayıda kültürel gönderme eklemiş.

Bu yazıda filmdeki göndermelerden bulabildiklerimi listeleyeceğim ve yönetmenin bu film aracılığıyla biz izleyicilere neler söylemek istediğini anlamaya çalışacağım.

.

(1) Franz Kafka’ya göndermeler:

Her ne kadar film, yazar “Franz Kafka”yı konu aldığını ima ediyorsa da film boyunca baş karakter “Franz” ya da “Franz Kafka” olarak değil, sadece “Kafka” olarak çağırılıyor. Böylece Soderbergh filmdeki baş karakter ile yazar Franz Kafka’nın arasına bir mesafe koyuyor. Ancak filmde yazar Franz Kafka’nın yaşamına ve yapıtlarına göndermeler olduğunu söylemiştim, bunlardan bulabildiklerim şöyle:

Resim.2- Franz Kafka ile Felice Bauer - 1917

Resim.2- Franz Kafka ile Felice Bauer, 1917

– Her şeyden önce film kahramanı Kafka’nın diyaloglarından bazıları Franz Kafka’nın yapıtlarından ve mektuplarından alıntı. Sonra senaryonun bütünü yazarın “Şato” adlı romanını çağrıştırıyor, ayrıca filmde “Dönüşüm”, “Ceza Sömürgesinde” gibi yapıtlardan söz ediliyor. Anlatılan hikâye 1919’da geçiyor. “Şato”nun ilk basımı 1922’de yapılmış, ancak Franz Kafka’nın bu romanı 1914’te planlamaya başladığı biliniyor. “Dönüşüm”ün ilk basımı 1912 tarihli. “Ceza Sömürgesinde” ise 1919 Ekiminde yayımlanmış.

– Franz Kafka da Soderbergh’in Kafka’sı gibi bir süre sigorta şirketlerinde çalışmış. Babasıyla ilişkisi filmde anlatıldığı gibi hep sorunlu olmuş.

– Filmde Kafka’yı ziyarete gelen Anna gibi Franz Kafka’nın da hiçbir zaman evlenmediği uzun süreli bir nişanlısı olmuş: Felice Bauer (Resim.2).

– Mezarcı Bizzlebek Kafka’ya Şato’ya gidebilmesi için bir lahitin içindeki gizli geçidi gösterirken ikisinin arasında şöyle bir konuşma geçiyor:

Kafka: “Eğer yazdıklarımdan hoşlanıyorsan bana bir konuda daha yardımcı olur musun? Bir daha seni göremezsem evime gider, bütün defterlerimi alır, onları yok eder misin? El yazmalarımın hiçbiri henüz bitmedi. Yak onları, tamam mı?”

Bizzlebek: “Ne kadar sıradışı bir talep bu?”

Kafka (Şato’ya gitmek üzere girdiği mezarın içinden): “Dost olmak, bunu yerine getirmeyi gerektirir.”

Bizzlebek (Lahitin kapağı kapandığı için Kafka artık onu duyamayacaktır): “Böyle bir talebi ancak insanın karısı yerine getirir.”

Gerçek hayatta da Franz Kafka arkadaşı ve yayıncısı Max Brod’dan, ölümünden sonra geride bıraktığı bütün elyazmalarını yakmasını istemiş, ama neyse ki Brod bu isteğe uymamış.

– Filmde Bizzlebek’in Max Brod’u temsil ettiğini düşündüren bir sahne daha var. Finale yakın, kafede oturan Kafka’nın arka tarafındaki bir masada Anna ile Bizzlebek’in sohbet ettiğini görüyoruz. Gerçek hayatta da Felice Bauer’in Max Brod ile akraba olduğunu biliyoruz.

– Filmin son sahnelerinde Kafka öksürmeye başlıyor, hatta mendiline kan tükürüyor. Gerçekte de 1917 yılının Ağustos ayında kendisine tüberküloz tanısı konan yazar 1924’te, yani henüz 41 yaşında gırtlak tüberkülozuna bağlı beslenme güçlüğünden hayatını kaybetmiş.

– Filmde Franz Kafka’nın kahramanlarının adlarına da rastlıyoruz. Örneğin personel şefi “Burgel”, filmin başlarında Kafka ile “Erlanger” dosyası hakkında konuşuyor. “Burgel” ve “Erlanger”, Şato romanında yer alan iki kahramanın adı.

Resim.3- Filmden bir kare: Karl Köprüsü

Resim.3- Filmden bir kare: Karl Köprüsü

.

(2) Yer ve zaman:

– Filmin daha başlarında gördüğümüz Dördüncü Karl Köprüsü’nden ve bu köprü üzerindeki Vaftizci Yahya heykelinden, Prag’da olduğumuzu anlıyoruz. Heykel parmağıyla filmde önemli bir yer tutan Prag Şatosu’nu işaret ediyor (Resim 3).

Resim.4- Filmden bir kare: İş saati kontrol kartı

Resim.4- Filmden bir kare: İş saati kontrol kartı

– Kafka’nın çalıştığı şirkette işe girişte basılan kartlardaki tarih 1919 yılı Ekim ayını işaret ediyor (Resim.4, Çekçe’de “Řijen”, “Ekim” demek).

.

(3) Alman dışavurumculuğuna göndermeler:

– Filmin ilk dakikalarında Eduard Raban birisinden kaçıyor ve bir duvara yaslanıyor. O duvardaki duyurulardan biri “Gruppe 1919” adlı sanat topluluğunun bir sergisi için Otto Dix tarafından yapılmış gerçek bir afiştir (Resim.5, Resim.6). Duvarda filmin sonlarında göreceğimiz büyük göz figürü ile de karşılaşıyoruz.

Resim.5- Filmden bir kare - Duvarda afişler

Resim.5- Filmden bir kare – Duvarda afişler

 

Resim.6- Gruppe 1919, Afiş: Otto Dix

Resim.6- Gruppe 1919, Afiş: Otto Dix

– Aynı karede sağda altta ise Robert Wiene’nin “Doktor Caligari’nin Muayenehanesi” (“Das Cabinet des Dr. Caligari”, 1920) adlı filminin afişi görünüyor. Bu son afiş özellikle önemli, çünkü Kaligarizm denen ve Alman dışavurumculuğunun içinde düşünülen bir film akımı var; o dönem bu isim ile anılan filmlerde ışık ve gölge korkutucu biçimde kullanılıyor, perdede yatay değil eğik zeminler, köşeleri doksan derece olmayan yamuk evler görünüyor. Burada amaç seyirciyi gerçek dünyada olmayan açılarla tedirgin etmek. Soderbergh’in Kafka’sının birçok yerinde, özellikle siyah beyaz sokak sahnelerinde Kaligarizmin öğelerini görüyoruz.

– Filmin ortalarında Kafka müdürüyle konuşuyor, kendisine terfi ettiğini bildiren müdür şirketin çalıştığı alan olan iş kazaları hakkında hazırlanacak tek rapor kaldığını, onu da kendisinin tamamlayıp Şato’ya götüreceğini söylüyor. Söz konusu kaza dosyası “Orlac olayı”na aittir. Sonradan Orlac klasörünü Şato’da görürüz (Resim.7).

Resim.7- Filmden bir kare - Orlac klasörü

Resim.7- Filmden bir kare: Orlac klasörü

 

Resim.8- Orlac'ın Elleri, Robert Wiene, 1924

Resim.8- Orlac’ın Elleri, Robert Wiene, 1924

Bu dosyanın adı sinemaseverlere hiç yabancı değil. Doktor Caligari’nin yönetmeni Robert Wiene’nin bir başka filminin adı “Orlac’ın Elleri” (“Orlacs Hände”, 1924) (Resim.8). Bu filmde Orlac adlı ünlü bir piyanist bir tren kazasında iki elini de kaybeder. Piyanist, başarılı bir ameliyat sayesine kollarına nakledilen iki yeni elle hayatını sürdürecektir. Ancak bu eller bir katilden alınmıştır ve cinayetlere devam etmek için yeni sahiplerinin iradesini zorlarlar. Bu korku hikâyesi, Kafka filminde Şato’da gördüğümüz sahneleri hatırlatıyor.

– Kafka filminde “tıbbi” ekibin başında Doktor Murnau bulunuyor. Alman dışavurumcu sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri de aynı adı taşıyor: F. W. Murnau. Işık ve gölgenin bileşimi ile özel etkiler yaratma alanındaki ustalığıyla tanınmış Murnau’nun bugüne kalmış 12 filmi arasında bir başyapıt sayılan “Nosferatu, Bir Korku Senfonisi” de var (“Nosferatu, eine Symphonie des Grauens”, 1922). Sinemadaki ilk Drakula uyarlaması sayılan bu filmin baş karakteri bir vampir; bu vampirin adının “Kont Orlok” olduğunu da ekleyeyim.

9- Üçüncü Adam filminin jeneriğinden bir kare

Resim.9- Üçüncü Adam filminin jeneriğinden bir kare

10- Kafka filminin jeneriğinden bir kare

Resim.10- Kafka filminin jeneriğinden bir kare

.

 (4) Başka filmlere göndermeler:

– Kafka’nın jeneriğinde Soderbergh “Üçüncü Adam” filmindeki (“The Third Man”, Carol Reed, 1950) harf karakterini kullanmış (Resim.9 ve 10). Fakat iki jenerik arasındaki benzerlik bu kadar değil. Kafka filminin Cliff Martinez’e ait müziği “vurmalı santur” ile icra ediliyor (Klibini seyrederek dinlemek için burayı tıklayınız). Üçüncü Adam’ın en az film kadar ünlü jenerik müziği de Anton Karas’a ait ve besteci tarafından zither ile icra ediliyor (Klibini seyrederek dinlemek için burayı tıklayınız). Vurmalı santur ile zither hem görünüm ve işlev olarak, hem de sesleri açısından birbirlerine çok benziyorlar. 

Resim.11- Brazil filminden bir kare

Resim.11- Brazil filminden bir kare

– Terry Gilliam’ın 1985 tarihli kült filmi “Brazil”de de Kafka filminde olduğu gibi insanların aşırı bürokrasiden yıldığı bir dünya anlatılıyor. Filmde olaylar bir daktilo hatası yüzünden Mr. Tuttle yerine Mr. Buttle’ın tutuklanması ile başlıyor. Buna neden olan yanlış evrak Ian Holm’ün canlandırdığı karakter olan Mr. Kurtzmann’a gönderilmiş ve onun başını derde sokmuştur (Resim.11).

Resim.12- Kafka filminden bir kare

Resim.12- Kafka filminden bir kare

Kafka filminde ise yine Ian Holm’un oynadığı Dr. Murnau Kafka’ya kendisine gönderilen bir yanlış evrak yüzünden ölümler olduğunu söylüyor (Resim.12).

– Soderbergh, Kafka’da rengi ilginç bir şekilde kullanmış. Filmin büyük kısmı siyah beyaz olduğu halde Şato’da geçen bölüm renkli çekilmiş, üstelik o bölümde renkli filmlerin yeni yaygınlaştığı yıllardaki gibi “Technicolor” tekniği kullanılmış. Film bu açıdan Oz ülkesinde geçen bölümü renkli olan “Oz Büyücüsü”nü (“The Wizard of Oz”, yön: Victor Fleming,1939) hatırlatıyor. Filmin kendi “gerçek dünya”sı siyah beyaz iken Dorothy’nin (Judy Garland) yaptığı düşsel yolculuk onu renkli bir âleme götürecek, ancak filmin sonuna yakın kahramanımız renksiz evine, ailesine geri dönecektir. Soderberg de Kafka’daki renkli bölümü filmin içindeki bir rüya gibi düşünmemizi istemiş olabilir.

Resim.13- Filmden bir kare: Melon şapkalı adam

Resim.13- Filmden bir kare: Melon şapkalı adam

Resim.14- Les reveries du promeneur solitaire, Magritte, 1926

Resim.14- Les reveries du promeneur solitaire, Magritte, 1926

.

(5) René Magritte’in tablolarına göndermeler:

Soderbergh’in Kafka’sında gerçeküstücü bir ressam olan René Magritte’in tablolarına benzeyen sahneler var.

– Kafka filmi boyunca sık sık görünen melon şapkalı adamlar Magritte’in çok kullandığı bir figür (Resim.13). Magritte’in “Yalnız Gezenin Hayalleri” (Resim.14) adlı tablosu, Kafka filmindeki birçok öğeyi içinde barındırıyor: Bir nehir, üzerinde bir köprü, altta yatay duran bir beden, daha doğrusu bir ceset ve melon şapkalı adam.

Resim.15- Filmden bir kare: Mikroskop altındaki göz

Resim.15- Filmden bir kare: Mikroskop altındaki göz

16- Magritte: Le Faux Miroir, 1929

Resim.16- Le Faux Miroir, Magritte, 1929

– Filmin Şato’da geçen bölümünde büyük mikroskoptan görünen göz sahnesi (Resim.15), Magritte’in “Sahte Ayna” adlı tablosunu hatırlatıyor (Resim.16).

Resim.17- L'Assassin Menacé, Magritte, 1926

Resim.17- L’Assassin Menacé, Magritte, 1926

– René Magritte’in çok bilinen bir tablosu “Tehdit Altındaki Katil” adını taşır (Resim.17). Kafka filminde tek karede olmasa da bu tablonun öğeleri dikkatimizi çekiyor. Odanın genel durumu, gramofonu ve masanın yanında ayakta duran adamı Raban’ın odasında görüyoruz (Resim.18). Sedyedeki beden ve arkadaki üç adam ise bir başka sahnede yer alıyor (Resim.19).

Resim.18- Filmden bir kare: Raban'ın Odasi

Resim.18- Filmden bir kare: Raban’ın odası

Resim.19- Filmden bir kare: Üç adam ve sedyedeki beden

Resim.19- Filmden bir kare: Üç adam ve sedyedeki beden

Bütün bu gönderme ve benzerlikleri gözden geçirdikten sonra bir tahminde bulunmak istiyorum. Galiba Soderbergh bu filmde bize şunları söylüyor:

“Unutmayın, ‘benzer-olan, ‘aynısı’ değildir. Bu filmde anlatılan karakter de Franz Kafka adlı tarihsel kişiliğe benziyor, ama o değil. Ben size başka bir hikâye anlattım. Evet, onunla ilgili bilgileri de kullandım, yazdıklarından alıntılar da yaptım.

Resim.20- La Trahison des images, Magritte, 1929

Resim.20- La Trahison des images, Magritte, 1929

Fakat Kafka adlı film bütün bunlardan farklı bir nesnedir; tıpkı üzerine pipo şekli çizilmiş bir tuvaldeki nesnenin bir ‘pipo’ değil, bir ‘pipo resmi’ olması gibi. René Magritte de ‘İmgelerin İhaneti’ adlı tablosunda (Resim.20) bunu söylememiş miydi?”

Reklamlar