À Bout de Souffle

(“Serseri Aşıklar”),

90 dakika, 1960

Godard‘ın ilk konulu uzun filmi olan À bout de soufflé” (anlamı: “nefessiz kalma”) 1960 tarihini taşıyor. Jean Seberg ile Jean Paul Belmondo‘nun başrollerini paylaştığı bu film, sonraki Godard filmlerinden hiçbirinin erişemeyeceği bir “gişe başarısı” elde etti. Godard’ın çok bilet satmayı bir başarı olarak kabul etmeyeceğini düşündüğüm için “gişe başarısı” sözünü tırnak içinde yazdım. Çok seyircisi toplamasının, hatta Hollywood tarafından ikinci kez çevrilmiş olmasının yanısıra, bu film üzerine çok şeyler yazıldı, çok şeyler söylendi. Fakat bence filmin en ilginç yönlerinden birisi iç ve dış mekanların kullanılışı. Başka anlatılarda iç mekanlar esas yer gibi görünür, dış mekanlar ve yollar bir iç mekandan ötekine erişmek için geçici sahneler gibi görünür. Oysa bu filmde asıl olan dış mekanlar, daha doğrusu yollardır da, evler, duraklar bir sonraki yola kadar kullanılan geçici mekanlardır sanki. Godard’ın her filminde başka sanat eserlerine, kültürel kodlara çok sayıda gönderme (“atıf”) vardır, bu göndermelerin önemli bir kısmının öznesi de kitaplar ya da alıntı sözlerdir. Serseri Aşıklar’ın bitmesine on dakika kala (1:17′) görünen kitap kapağı ile onun üzerine takılı bantta yazılı cümle, belki de bu filmin en ilginç göndermesi olarak düşünülebilir. Cümle şudur: “Nous sommes des morts en permission”, yani “Hepimiz izne çıkmış ölüleriz”. Filmdeki alıntının altında Lenin imzası vardır, ama sözün asıl sahibi Lenin değil, bir Spartakist olan Eugen Leviné‘dir. Leviné, 6 Nisan 1919’da kurulmuş ve daha bir ay dolmadan, 3 Mayıs’ta yıkılmış olan Bavyera Sovyet Cumhuriyeti’nin lideri idi. Bu sözü, Rosa Luxemburg gibi kimi Spartakistlerin idam edilmesinden sonra, kendisinin mahkemesi sırasında söylemiş, bir süre sonra o da 36 yaşındayken idam edilmiştir. Filmdeki bu gönderme üzerine Dr. Roland-Francois Lack tarafından 2004’te yazılmış ilginç bir makaleye (‘A bout de souffle: the film of the book’, Literature Film Quarterly, 32:3, 2004, pp. 207-212) erişmek için burayı, yazarı tanımak için ise burayı tıklayın. Hollywood yıllar sonra Serseri Aşıklar’ın ikinci çevrimine soyundu, ama ortaya çıkan ürünün özgün filmle fazla bir benzerliği yoktu (Yönetmen: Jim McBride, Oynayanlar: Richard Gere, Valery Kaprisky, 1983). Gerek Godard’ın filmi, gerekse ikinci çevrim ABD’de “Breathless” adıyla biliniyor. Türkiye’de ise Godard’ın filmi “Serseri Aşıklar”, ABD çevrimi ise “Nefes Nefese” adıyla tanınmakta.

Caner Fidaner

.

Meraklısına not: Bu yazıdan söz eden Aşkın ve Sinemanın Kenti: Paris (Gürel E, Şeker İ, Saner S; Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 6:26, 240-266, 2013)  adlı makaleye erişmek için burayı tıklayabilirsiniz.  

Reklamlar